28 Eylül 2013 Cumartesi

Avrupa Turu-Paris


Balkon:)

Champs Elysees(şanzelize)
Gece 22.00 de Lyon'dan bindiğimiz hızlı tren 24.00 gibi Paris Gare de Lyon'a ulaştı. Paris'teki gezimizin çok eğlenceli geçeceği daha trende iken belli oldu. Çünkü, eşim biletlerimizi yiyeceklerimizi koyduğumuz ön koltuğa monte portatif masa ile koltuk arasına düşürdü ve ne yazık ki çıkaramadık. Ancak şansımıza bilet kontrolü yapılmadı da sorunsuz bir şekilde Paris'e ulaştık. Zira tüm şehirler arasında tren kullandık ve sadece bu trende kontrol yapılmadı.

10 Eylül 2013 Salı

Avrupa Turu-Lyon


Rhone nehri



Öncelikle bu uzun ve yorucu seyahate nasıl karar verdik ve bu seyahat nereden çıktı bundan bahsederek başlamalıyım sanırım. Henüz üniversite öğrencisi iken sevgili eşimle (tabi o vakitler sevgilimle) Inter-rail ile bir Avrupa turu yapma fikri ortaya atmıştık ancak maddi imkansızlıkların temelini oluşturduğu olumsuz şartlar neticesinde mümkün olmamıştı. Verdiğim sözü tutmak istememin de sağladığı itici güç ile 7 şehri kapsayan bir Avrupa turu yapmaya karar verdik.
Rhone ve Saone nehri turu
Geziyi, hızlı trenin rotasını esas alarak planladık, zira inter-rail ile kullanılacak trenlerin oldukça

20 Nisan 2013 Cumartesi

Feda tamam sıra Vefa'da.

Geçen hafta Antalya maçı öncesi bazı kendini bilmezler Samet Aybaba için "istifa" tezahüratları yaptılar. Bu insanlar, yöneticilerin sezon başında takımı çalıştırmak için kapı kapı hoca aradığını, yerli yabancı hatta ve hatta Beşiktaş'ın kimi "çocuk"larından dahi ret cevabı aldığını ve en sonunda en son seçenek olarak Samet Aybaba'ya teklif götürdüklerini, Aybaba'nın da hiç düşünmeden bu ateşten gömleği giydiğini ne çabuk unuttular. Sezon sonunda, yapılan ya da yapılamayan transferlerle takımın ilk beşe girmesini başarı sayacak binlerce Beşiktaş taraftarının olduğunu ne çabuk

4 Nisan 2013 Perşembe

R.Madrid-Galatasaray (maç sonu)


Maç öncesi yayımladığım yazımda 2000'nin kadrosu ile günümüz kadrosunun taktiksel saha içi dizilişlerinin kısmen benzediğinden, dolayısı ile bugünkü kadronun da başarabileceğinden ancak mevki bazında bireysel farklılıkların olduğundan bahsetmiştim. Özellikle stoper mevkisindeki Semih-Dany ikilisinin tecrübe anlamında Bülent-Popescu ikilisinden oldukça geri olduklarını belirtmiş ve "umarım abilerini" aratmazlar demiştim.

3 Nisan 2013 Çarşamba

R.Madrid- Galatasaray


Deplasmandaki Schalke04 maç öncesi Fatih Terim, takımının 11'indeki isimlere dokunmadan çözümü dizilişi değiştirmekte bulmuştu, nitekim başarılı da oldu ve aradaki tüm maçlara aynı dizilişle çıktı. Aslına bakarsanız Terim 2000 yılında Uefa kupasını müzesine götürürken de son dizilişi olan 4-3-1-2 'yi, çoğunlukla 4-4-1-1 oynamasına karşın kullanmıştı. Hatta final maçındaki 11 ve diziliş de aşağıda verdiğim şekildeydi. Muhtemelen Terim'in takımı bu akşam da aynı dizilişle, aynı söylevle, aynı motivasyon ve aynı istekle sahaya çıkacak; tek ve en önemli fark futbolcu isimleri olacaktır. Zira bazı

24 Mart 2013 Pazar

Çanakkale Yolun Sonu


1. Dünya savaşının gidişatını ve süresini belirleyebilecek kadar ehemmiyete sahip Çanakkale Savaşı'nı, bütün olarak tüm cepheleri ve sebep sonuç ilişkisi ile ele alıp etraflıca anlatarak devletlerin hikayelerini perdeye aktarmak yerine savaşın bir cephesindeki insan hikayelerini gözler önüne seriyor, Çanakkale Yolun Sonu filmi. Seferberlik ilanı ile sıra Hasan'a gelir ve askerlik celbi gelir, abisi Muhsin ise Balkan Savaşı'ında görev yapmış eski bir asker olarak kardeşini yalnız bırakmamak adına gönüllü olarak askere yazılır ve katıldıkları birlikle beraber sonradan adı Anzak Koyu olarak belirlenecek olan cepheye doğru yola çıkarlar. Muhsin üstün tüfek kullanma yeteneği ile birlik komutanının dikkatini çeker ve yanına verilen bir başka asker ile verilen görev üzerine İngiliz rütbelilerini tek tek avlamaya başlar. Kısa sürede tüm cephede adı duyulur ve İngilizlerin korkulu rüyası haline gelir, ancak karşı hamle olarak İngiliz Komutan cepheye keskin nişancı getirtir ve cephedeki savaşa farklı bir açı kazandırır.

22 Mart 2013 Cuma

Andorra

Dünya da üst düzey futbol oynayan takımlara baktığımız vakit oyunlarının içerdiği temel üç özellik ile karşılaşırız. Bunlardan ilki, çizgide oynayan arkalı önlü tüm oyuncuları vasatın üzerinde sürate sahiptirler, ikicisi bekleri çok sayıda bindirme yapar ve maç başına 6-7 etili orta keserler, sonuncusu ve en önemlisi ise topu hızlı çevirir ve  atağın yönünü çabuk değiştirirler. Bir de ön oyuncularından bir kaçının çok iyi araya oynama ve çalım yeteneği varsa A sınıfı bir takım haline gelirler.
Bizim milli takımımıza dönecek olursak, ne yazık ki kenar ön oyuncularımızın yetenekli olanlarının sürati yetersiz, örnek Arda; süratli olanlarının adam eksiltme becerisi sınırlı, örnek Burak. Kenar beklerimiz ise sonradan bek olmaları hasebi ile ne bindirme zamanlamaları yerinde ne de orta kesme becerileri mevcut. Kaldı ki amatör seviyedeki Andorra'ya dahi ne yazık ki kenar beklerinden bir tane orta gelmedi. Topu hızlı çevirmeye konusu ise çok daha vahim, çok yavaş bir şekilde ve hiç risksiz bir düzendeki futbolumuz gol bulmayı imkansız hale getiriyor. Eksikliklere, sırtı dönük top alabilen santrafor eksikliğini de eklersek sanırım çok iç karartıcı bir tablo ortaya koymuş oluruz, ki yine de tüm bunlara rağmen Selçuk, Nuri, Arda, Hamit ve Burak gibi rüştünü ispat etmiş futbolcularla daha etkin bir futbol oynayabiliriz, ancak oyuncularımızın üzerlerindeki ölü toprağını atıp özgüven edinmeleri gerekli.
Bir de bu işte ancak birlikte ve birlik olarak muvaffak olabileceklerini ayrımsamalılar. Kimse kahramanlığa soyunup kendi başına öne atılmamalı(Emre'nin Estonya maçında, Arda'nın bugün yaptığı gibi) ki geriye kalan daha profesyonel futbolcular oyundan soyutlanmasınlar(Hamit, Nuri  gibi).

17 Mart 2013 Pazar

Kayseri'nin Stad"Pod"yumu



Schalke maçı öncesi Sneijder, Drogba ve Burak üçlüsünün aynı anda 11 de başlaması halinde Galatasray'ın eleneceği yönünde bir tahminde bulunmuştum. Ancak bu tahminin bu maçtan evvel Galatasaray'ın 4-4-2 oynadığı ve Sneijder sol açık mevkiinde oynadığı ve oynayacağı düşünülerek yapıldığını unutmamak gerek.Oysa ki Terim bu maçta taktiği 4-3-1-2 şeklinde değiştirerek yalnızca kendisinin oynayabileceği bir kumar oynadı ve tuttu, özellikle maçın ilk yarısında.

16 Mart 2013 Cumartesi

Paşa Paşa....:)


Beşiktaş ın artık karakteri haline gelen ve oldukça takdir toplayan kaleye dikine toplarla hızlı atak geliştiren futbolu ne yazık ki iki haftadır sahada yok. Hadi geçen hafta Trabzon deplasmanının zor geçeceği düşünülerek beraberliğin yeterli olacağı düşüncesi ile kabul gördü bu futbol, ki Trabzon'u Avni Aker'de yenmeyen takım kalmamışken bu düşünce ne kadar doğru bilemem. Biraz kıpırdansa Beşiktaş çok rahat bir şekilde 3 puanla dönebilirdi Trabzon'dan. Diğer maçları garanti görerek beraberliğe yatmanın ceremesini bu hafta çekmeye başlayacak sanırım Beşiktaş takımı, eğer Galatasaray ve Fenerbahçe galip gelirse.

3 Mart 2013 Pazar

Haftanın galibi: Hızlı futbol...

Bugünkü Fenerbahçe-Beşiktaş farklı futbol anlayışlarının karşılıklı mücadelesi niteliğindeydi. Topu everip çevirmek yerine dikine ve çabuk oynayan Beşiktaş'a karşı, daha çok topa sahip olarak kısa paslarla rakip ceza alanına girme isteğiyle oynayan Fenerbahçe'nin mücadelesini izledik. Alında bu iki futbol tipinin en iyi örneklerini sunan R.Madrid ve Barcelona'nın maçını izledik dün ve ne tesadüftür ki aynı oyun tarzı maçları kazandı. Son dönemde Beşiktaş'ın da oynamaya çalıştığı iyi defans yaparak kaptığın toplarla hızlı atağa çıkmayı amaçlayan oyunu en iyi R. Madrid'in oynadığını ve B.Dortmund, Braga, Milan, A. Madrid gibi takımların da bu

2 Mart 2013 Cumartesi

Yıldızlara feda edilen oyun!

Önce ki yazılarımda da belirttiğim üzere Galatasaray'ı şampiyonlar ligi çeyrek finaline çıkaran, geçen seneyi şampiyon bitirmesini sağlayan ve şuanda da lig lideri olmasını sağlayan en önemli özelliği öndeki iki forvetinden en az birinin orta saha içlerine kadar gelip pres yapmasıydı, ki böylelikle orta sahayı üçleyerek genellikle 4-3-3 dizilişi ile oynayan rakiplerine karşı orta saha üstünlüğünü dengeleyebiliyordu.Hatta Scott Piri etkisiyle de üstünlük dahi sağlayabiliyordu.Takım yalnızca Burak Yılmaz'ı taşıyabiliyorken(önde basmadığı için, hatta bazı maçlarda o bile ağır geldiği

21 Şubat 2013 Perşembe

GS-Schalke04

Öncelikle "dünya takımı" olma yolunda ilerleyen, büyüdüğünü öne süren bir takımın -ki bence de bu yolda önemli adımlar atıldı- bu denli bozuk bir zemine sahip olması çok büyük tezat oluşturmakta. Hele ki takımın kendisinin kendi sahasından şikayetçi olması içler acısı bir durum. Tıpkı Türkiye- Romanya maçı sonrası Abdullah Avcı nın Saraçoğlu nun zemininden şikayetçi olduğu gibi. Dilerim bu gece Saraçoğlu zemini aynı sıkıntıları yaşatmaz, ki dün geceki zeminin Schalke den çok Galatasaray ın işine yaradığını söylemek zor olmasa gerek, özellikle ikinci yarı.

14 Şubat 2013 Perşembe

Bate-Fener

Henüz maçın başında Meireles in gördüğü kırmızı kart nedeniyle her iki takım da teknik direktörlerinin ön gördüğü futbolu sahaya yansıtamadılar. Bu kırmızı kart nedeniyle Fenerbahçe geriye yaslanmak durumunda kaldı ve Bate için aslına bakarsanız işler biraz daha zorlaştı. Nedeni, Bate nin tam bir kontra atak takımı olmasıdır. Sahasında Bayern i yenerken de deplasmanda Lille'i yenerken de kendi sahalarında rakibi beklerken kaptıkları toplarla hızlı bir şekilde atağa çıkarak gollere ulaştılar. Bu nedenle Meireles farkında olmadan maçın 0-0 bitmesine katkı sağlamış olabilir.

7 Şubat 2013 Perşembe

Django Unchained (Zincirsiz)


19. yüzyılın ikinci yarısında Abraham Lincol'ün başkan seçilmesi sonucu Amerika'nın güney eyaletlerinin bağımsızlık ilan etmesi ile baş gösteren kuzey-güney iç savaşının 2 yıl öncesinde geçiyor hikaye. Bilindiği gibi sanayileşme sürecinin başında daha çok tarıma dayalıydı Amerikan ekonomisi ve bu arazilerde de çalışacak iş gücü gerekliydi. Bu nedenle Yeni Dünya'yı keşfeden beyaz Avrupalılar, Afrika'dan siyahi insanları gemilere doldurup topraklarında çalışmaları için Amerika ya götürmüşlerdir. Bu da yetmezmiş gibi Afrikalı insanları meta gibi alıp satmaya başlamışlar yani köleleştirmişlerdir.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Milli Takım Üzerine

Brezilya yolunda çok büyük yaralar almış olan milli takımımızın bugünkü Çek Cumhuriyeti hazırlık maçında da gördüğümüz gibi önemli eksikleri var. Her şeyden önce saha içinde bir bütün olarak hareket etmiyoruz, yani hücuma hep birlikte çıkıp savunmaya da hep birlikte katılmıyoruz. Takım zahiri olarak ikiye ayrılmış durumda, hücumcular ve savunmacılar olmak üzere. 4-1-4-1 düzeninde bir takım dizilişi ile sahaya çıktık ve bu dizilişin ilk beşi savunmacı, ileri beşlisi ile hücumcu olarak ayırabiliriz. Hadi stoperleri bir kenara bırakırsak sağ ve sol beklerimizin hücuma katıldıklarını ve hiç çizgiye inip orta kestiklerini gördük mü? Hayır. Mehmet Topal'ın

27 Ocak 2013 Pazar

İntihar?


Maç öncesi açıklanan kadroda tüm sezon boyunca yalnızca 45 dakika oynayan Mehmet Akgün'ü gördüğümde açıkçası Samet Aybaba'nın ne yaptığını anlamlandıramadım. Nitekim de Beşiktaş, Mehmet Akgün ün kademeye girmek amacıyla sağ stoper İbrahim Toraman a fazla yaklaşması nedeniyle ilk golü yedi. Daha maçın başında gelen gol takımın balansını bozdu ve toparlama çabası pek de karşılık

DERBİ!

Derbi, bildiğiniz gibi aynı şehrin iki ayrı takımının mücadelesidir. Dünyadaki örneklerini incelediğimizde genel itibariyle salt futbol değildir mücadele sahası. Kiminin temelinde mezhep çatışması vardır, kimininki etnik temele dayanır, kiminde ise ekonomik anlamda sınıfsal mücadele söz konusudur. Tüm bu konuları temel alan mücadeleler şehrin insanını ikiye ayırır ve sonuç olarak da şiddeti doğurur. Ancak oluşan bu gerilim hem sahada oynanan futbol anlamında hem de ekonomik anlamda taraftarlara olumlu dönüt sağlar. Biz de ise

21 Ocak 2013 Pazartesi

Wesley Sneijder

Hollanda nın ya da Ajax akademisinin yetiştirdiği üst düzey futbolcuların son temsilcilerinden birisi Sneijder. Ajax akademisi ki 90 lardaki Ajax efsanesinin yaratan hatta ve hatta o dönem için Barcelona, Milan gibi büyük kulüplere de kaynak teşkil eden bir futbolcu fabrikasıydı. Ancak ne yazık ki günümüzde işlevselliğini yitirmiş görünüyor. Sneijder kariyer olarak ülkemize gelen en kariyerli futbolcudur. Sakın hadi canım Anelka,

19 Ocak 2013 Cumartesi

Haftanın Filmleri


Vizyona giren filmler – 18 Ocak

bitik şehir

Bitik Şehir / Broken City

Yönetmen: Allen Hughes
Senaryo: Brian Tucker
Tür: Polisiye, dram, gerilim
Oyuncular: Mark Wahlberg, Russell Crowe, Catherine Zeta-Jones
Yapım: ABD, 2013, 109′

14 Ocak 2013 Pazartesi

Umut Işığım (Silver Linings Playbook)


Yaşadıkları büyük travmaların sonucu şiddete evrilen davranışları sahip insanların korku dolu gerilim hikayeleri sunulur genelde perdeye. Psikoloji tabanlı vak'aların nedenleri ve sosyolojik sonuçları pek konusu olmamıştır sinemanın, genel itibari ile hastanın sapık eğilimleri konu edilerek bir gerilim skeci anlatılır çala kalem. Bu nedenle, psikolojik tedavi gören insanların rehabilite süreçlerini, bu aşamada yaşadıkları güçlükleri ve toplumun bu durumdaki insanlara genel bakışını inceleyen ve buna dikkat çeken film sayısı o kadar azdır ki, bahsi geçen konuyu tam olarak ele al(a)masa da Umut Işığım dikkate değer bir örnek sunuyor bize.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Looper(tetikçi)


Yıl 2072, teknoloji ve sistem o kadar ileri düzeydedir ki toplum düzenine zarar verecek davranışları sergilemek imkansızdır, buna öldürmek de dahil. Lakin insanoğlu bunun da bir çözüm yolunu bulmuştur: "Time Machine" yani zaman makinesi. Zamanın en büyük icadı! zaman makinesi illegal bir örgütün eline geçmiştir ve öldürülmesi gereken kişileri, 30 yıl önceye 2042 ye daha önceden yolladıkları bir lider tarafından oluşturulan paralel çeteye çalışan tetikçilere(looper) göndererek öldürtmektedir. Bu tetikçilerden biri de Joe dur. (Joe nun 2042 modelini Joseph Gordon- Levitt, 2072 modelini ise Bruce Willis oynuyor.) Joe, çok genç yaşta bu işe başlamış ancak geleceğe dair planları olan ve bu nedenle gelecekten gelenleri öldürerek kazandığı gümüşlerin yarısını biriktiren bir tetikçidir. 2072 de örgütün başına gelen çok güçlü, yalnız ve genç lider 2042 ye öldürülmeleri için tetikçilerin yaşlı versiyonlarını genç