3 Mart 2013 Pazar

Haftanın galibi: Hızlı futbol...

Bugünkü Fenerbahçe-Beşiktaş farklı futbol anlayışlarının karşılıklı mücadelesi niteliğindeydi. Topu everip çevirmek yerine dikine ve çabuk oynayan Beşiktaş'a karşı, daha çok topa sahip olarak kısa paslarla rakip ceza alanına girme isteğiyle oynayan Fenerbahçe'nin mücadelesini izledik. Alında bu iki futbol tipinin en iyi örneklerini sunan R.Madrid ve Barcelona'nın maçını izledik dün ve ne tesadüftür ki aynı oyun tarzı maçları kazandı. Son dönemde Beşiktaş'ın da oynamaya çalıştığı iyi defans yaparak kaptığın toplarla hızlı atağa çıkmayı amaçlayan oyunu en iyi R. Madrid'in oynadığını ve B.Dortmund, Braga, Milan, A. Madrid gibi takımların da bu
taktiksel anlayışa iyi örnekler olduklarını göz önüne alırsak Beşiktaş'ın iyi yolda olduğunu söylemek mümkün. Ancak Beşiktaş'ın en büyük eksiğinin sağlam defans kısmını eksik yapmak olduğunu da unutmamalıyız.
Bu maç özelinde Beşiktaş ilk yarım saat oyunu Fenerbahçe'ye verdi ve Fenerbahçe her türlü varyasyonları deneyerek golü buldu. Yalnız son dört beş derbide aynı golü aynı takımdan yemek süper lig seviyesindeki bir takıma yakışmıyor, ki Fenerbahçe her maçta ön direğe kesilen topların arkaya aşırtılması sonucu gol bulmaya çalıştığı biliniyor. Buna rağmen aynı tarz golü yemek çok acı verici olsa gerek Beşiktaş teknik heyeti için. Fenerbahçe'nin golü bulduktan sonra anlam verilemez bir şekilde geri çekilmesi ve Beşiktaşlı oyuncuların da hareketlenmesiyle oyun döndü ve nitekim beraberlik golü geldi. Beşiktaş için en büyük eksiklik ilk yarım saat oyunu kendi sahasında kabul etmek oldu. Maç geneli içinse sol bekte Gökhan'nın kanadını koridora çevrilmesine izin verecek bir oyun sergilemesi en büyük eksiklik oldu. İkinci golü bulduktan sonra Fenerbahçe'nin ilk yarı düştüğü hataya düştü ve kale önüne çok çekildiler ve bu, kalelerinde golü görmelerine neden oldu.( Ülke takımları olarak golü bulunca geriye çok fazla çekilmemeyi öğrenmeliyiz çünkü biz savunmayı başaramıyoruz.) İkinci yarı Oğuzhan'ın oyuna girmesiyle Beşiktaş daha etkili bir şekilde topla oynamaya başladı ve semeresini de son dakikada klasik Beşiktaş golü ile üç puanı aldı.
Fenerbahçe açısından bakacak olursak maça, öncelikle klasik Fenerbahçe futbolu oynadı, ancak kadro seçiminde hatalar yaptığını söylemek mümkün. Egemen gibi saatli bomba yerine Yobo, Zigler yerine H.Ali tercih edilmez. Bir de Beşiktaş'ın en önemli atak opsiyonu olan Holosko ve Hilbert'in karşısında neden Sow tercih edilir, hadi bu şekilde başladın maça, maç içinde neden Kuyt ile Sow'un yer değiştirilmesi düşünülmez. Kaldı ki Gökhan Süzen'ın savunulacak bir futbol oynamadığı ayan beyan ortada iken. Bunların yanında Fenerbahçe'nin oyun kimliğini sağlayan üç orta sahanın da değiştirilip 4-4-2'ye dönmek intihar oldu sanırım.
Yine de Beşiktaş-Fenerbahçe mücadelesi çok keyifli bir maçtı. Maç öncesi maçın, derbilerimizin çoğunlukla olduğu gibi  sürekli faullerle ve kavgalarla geçmesinden, topun çoğunlukla oyundışı kaldığı bir mücadelesi olmasından korktum. Lakin bu konuda yanılmak beni mutlu etti.

Not: Fenandes'in mücadelesi es geçilmemeli, tam bir lider gibi Beşiktaş'ın ataklarını yönlendirdi. Kendisini izlemek gerçekten çok heyecan verici.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder