 |
Rhone nehri
|
Öncelikle bu uzun ve yorucu seyahate nasıl karar verdik ve bu seyahat nereden çıktı bundan bahsederek başlamalıyım sanırım. Henüz üniversite öğrencisi iken sevgili eşimle (tabi o vakitler sevgilimle) Inter-rail ile bir Avrupa turu yapma fikri ortaya atmıştık ancak maddi imkansızlıkların temelini oluşturduğu olumsuz şartlar neticesinde mümkün olmamıştı. Verdiğim sözü tutmak istememin de sağladığı itici güç ile 7 şehri kapsayan bir Avrupa turu yapmaya karar verdik.
 |
| Rhone ve Saone nehri turu |
Geziyi, hızlı trenin rotasını esas alarak planladık, zira inter-rail ile kullanılacak trenlerin oldukça
yavaş olduğu ve yer ayırtmak için ayrıca ücret ödemek gerektiği bilgisini almıştık. Bir de işimizi sağlama almak adına hızlı trenleri kullanmayı kararlaştırdık. Ayrıca hızlı trenlerin bir diğer avantajı da tıpkı uçak biletlerinde olduğu gibi aylar öncesinden biletlerinizi satın alabiliyor olmanız. Hem bu sayede garda geceleme tehlikesiyle karşılaşma korkusundan kurtulmuş olduk.
 |
| Fourviere tepesi |
Davetiyeyle Fransa'ya giriş yapmış olmanın verdiği zorunluluk ile ilk olarak Lyon'a indik. Lyon havaalanından şehir merkezine gitmek için tren kullandık. Ancak o treni bulana kadar çok uğraşmak zorunda kaldık,zira Fransızların İngilizceleri çok zayıf.:) Şehir merkezine vardığımızda öncelikle otelimizi bulduk ve yerleştik. Hiç vakit kaybetmeden kendimizi Lyon sokaklarına attık. Ancak şimdiden Lyon'a gitme niyeti olan ya da gidecekler için belirtmeliyim ki Lyon daki oteli lokasyon olarak oldukça kötü bir yerden almışız. Çünkü, Lyon merkez, Rhone ve Saone nehirleri arasında kalan alan ile Vieux Lyon-Eski lyon olarak addedilen Saone nehrinin diğer tarafından oluşmaktadır.Bizim otelin de Rhone nehrinin doğusunda olduğunu düşünürsek merkeze biraz uzak kalmışız. Gündüz bir sıkıntı olmadı ancak, gece ıssız Lyon sokakları tedirgin edici değildi demek yalan olur.

Nerede kalmıştım, evet çok hızlı bir şekilde Lyon sokaklarına saat 7 civarında çıktık ve ilk olarak caddelerin boşluğuna, ardından girdiğimiz Lyon'un en büyük, avrupanın ise önde gelen alış veriş merkezlerinden olan La Part-Dieu'daki fast-foodlar hariç tüm mağazaların kapalı olmasına şaştık. Lyon merkezi yaklaşık 500 bin nüfusa sahip Fransa'nın en önde gelen sanayi şehridir. Lyon, öyle şaşalı bir eğlence hayatına sahip olmamakla beraber oldukça sakin, Fransa mutfağının özünü oluşturan, nezih insanların sayısının belirgin bir şekilde fazla olduğu, tam manasıyla huzurlu bir yaşam sunabilecek tüm imkanlara sahip bir Fransız kenti olduğu izlenimi bıraktı.
 |
| Roma Antik Tiyatrosu |
 |
| Vieux Lyon |
 |
| Vieux Lyon(retaurant sokağı) |
Avrupa turumuzun ilk şehrinde ilk kayboluşumuzu da ilk akşamımızda çiseleyen yağmurla birlikte yaşadık. O an ilk ve son kez bir tedirginlik yaşadık ve bir an acaba! dedik.Yine de otelden fazla uzaklaşmamamız yolumuzu bulmamızı kolaylaştırdı. Daha sonra otelde, edindiğimiz şehir haritasından gideceğimiz yerleri belirledik ve yakınlıklarına göre sıraladık. Sabahın erken saatinde Rhone ve Saone nehirlerini görmek üzere kıyılarında bir yürüyüş yaptık. İki nehir arasının şehrin merkezi olması itibariyle çoğunlukla alışveriş mağazaları bulunuyor. Her şehirde olduğu gibi araç trafiğine kapalı bir caddeleri ve bu caddenin sonunda yer alan bir meydan mevcut.Bu cadde de muhtelif markaları en ucuzundan en pahalısına bulmak mümkün. Hatta yürümekten ayakkabılar eşimin ayağına vurunca bu caddede H&M den bir sandalet almak durumunda kaldık ve H&M Türkiye'dekinin aksine oldukça uygundu.Meydan Bellacour adı ile geçiyor ve Avrupa'nın en büyük meydanı olarak biliniyor. Meydanında da meydanların olmazsa olamazı bir heykel elbette mevcut. Bu meydan da iki katlı bir bisikletle karşılaştık, herhalde sokakta para kazanmak için kullanılan bir araçtı.
Lyon da ilk yapılması gerekenin nehir turu olduğunu Lyon'a ayırdığımız anların sonunda fark ettim. Çünkü hem şehirde kuzeyinden güneyine panaromik gezi turu yapmış hem de gezilecek yerler arasında, eğer vaktiniz sınırlı ise isabetli kararlar verme şansı bulmuş oluyorsunuz.
 |
| Bellacour meydanı |
Fourviere tepesi, hem bazelikası hem de bizdeki Pierre loti'yi andıran manzarası ile Lyon'un çok önemli bir noktası. Bu tepeden aşağı inerken Roma antik tiyatrosu ile karşılaştık. Oldukça etkileyici bir manzarası vardı. Bir de Bu bölgeyi geçtikten sonra
Vieux Lyon diye bilinen ortaçağ ve rönesans döneminden kalan dar sokaklı, restaurantların ve barların toplanmış olduğu özel bir bölgeye ulaştık. Bu semt Saone nehrinin kıyısında yer alıyor ve bizdeki suriçine tekabül ediyor sanırım.
 |
| Bellacour meydanı |
Turistik gelir elde etmek amacıyla kumaştan, kukladan başlamak üzere envai çeşit müze açmış Lyon belediyesi. Hem bu nedenle hem de müze gezme sırasında çok sıkılmamız hasebiyle pek müzelere girmedik.
Hotel de Ville diye geçen şehir belediye binası oldukça eski bir yapı olması itibari ile oldukça etkileyiciydi.
 |
| Parc de la Tete d'O |
Parc de la Tete d'Or, 290 dönümlük bir alan üzerine kurulu olan; göller, hayvanat bahçesi, piknik alanları, botanik bahçeleri olan şehrin kuzeyinde bulunan bir park. Şehre oldukça yakın, şehir merkezinden yürüyerek ulaşılabilecek bir mevkide bulunuyor. Manzarası ve nezih ortamı ile muazzam bir parktı, hatta bu parkta bir saatlik bir öğlen uykusu da tattım, zira park o kadar büyüktü ki çok yorulmuştum. Ancak ne yazık ki diğer yerlerde olduğu gibi İstanbul'dan bu parkını muadilini bulamadım, örnek vermek adına.
Son olarak, bir futbol tutkunu olarak şehrin takımı olan Olimpik Lyon takımının maçlarını oynadığı
 |
| Stade de Gerland |
Stade De Gerland'ı ziyaret etmemem abesle iştigal olurdu sanırım. Bu nedenle şehrin güneyindeki ve şehrin dışındaki bu stadı tramvay kullanarak ziyaret etme şansı buldum. Stadyum yaşlı ancak yaşına göre oldukça etkileyiciydi.
İki gecelik Lyon turunun ardından Gare de Lyon'dan saat 22.00 de kalkacak hızlı Paris trenini beklemek üzere otel çıkışının ardından Rhone nehrinin kıyısına gittik ve sırt çantalarımızın üzerine uzanarak nehri seyre daldık, hatta yine uyuduk:) Tabi o gün parkta uyuduğumuz günle aynı gün değildi:)
Lyon, bize bir şehrin hem çok büyük bir sanayi şehri iken öte yandan nasıl bir yaşanılası şehir olunacağını gösterdi. Trafiğinin sakinliği, toplu taşıma ağının ne eksik ne fazla yeterli düzeyde oluşu, parkları, bisiklet otomatları ve bisikletle harmanlanmış trafik ışıkları ile levhaları, mükemmel sokak ve caddeleri gerçekten Lyon şehrini yaşanılası bir kent haline getirmiş.
 |
| Hotel de Ville meydanı |
 |
| Gare de Lyon |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder