6 Şubat 2013 Çarşamba

Milli Takım Üzerine

Brezilya yolunda çok büyük yaralar almış olan milli takımımızın bugünkü Çek Cumhuriyeti hazırlık maçında da gördüğümüz gibi önemli eksikleri var. Her şeyden önce saha içinde bir bütün olarak hareket etmiyoruz, yani hücuma hep birlikte çıkıp savunmaya da hep birlikte katılmıyoruz. Takım zahiri olarak ikiye ayrılmış durumda, hücumcular ve savunmacılar olmak üzere. 4-1-4-1 düzeninde bir takım dizilişi ile sahaya çıktık ve bu dizilişin ilk beşi savunmacı, ileri beşlisi ile hücumcu olarak ayırabiliriz. Hadi stoperleri bir kenara bırakırsak sağ ve sol beklerimizin hücuma katıldıklarını ve hiç çizgiye inip orta kestiklerini gördük mü? Hayır. Mehmet Topal'ın

toplu oyuna katıldığını, rakip ceza yayına yaklaştığını gördük mü? Hayır.Böyle olunca günümüz futbolunda en az 8 oyuncu ile hücum eden elit takımlar düzeyinde başarı elde etmek mümkün olmuyor. Çünkü bahsettiğimiz düzeyde futbol oynayan takımlar en az 10 kişi ile savunma yapıyor. Biz ise 5 kişi ile savunma 5 kişi ile hücum yapmaya çalıştığımız için her iki durumda da başarısız oluyoruz. Toplu hücum yapamamamızın nedeni hücum yapmayı bilen ya da o yeteneklere sahip olan beklere sahip olmamamız ve Mehmet Topal gibi toplu oyunu oynadığı hiçbir takımda başaramayan hatta bu nedenle Valencia'dan gönderilen bir ön libero tercih etmemizdir. Mehmet Topal hücum yapamadığı gibi açık alanda yakalandığında alan doldurma ve rakibe basma zamanlaması olarak da çok büyük eksiklere sahip. Artık Mehmet tarzında ön liberoları üst düzey takımların hiçbirinde göremeyiz, sadece koşan ve fiziki güce dayanan futbolcu tipi.Mehmet'in oynaması ne kadar yanlış ise Bundesliga da gol atan en genç futbolcu olan ve 2005 den beri A milli düzeyinde davet edilen ama oynatıl(a)mayan Nuri Şahin ve Selçuk İnan ın da oynatılmaması da o denli yanlış seçimler.  
Tabi tek sorun ön libero değil. Hücumdaki sıkıntılarımızın en önemlisi bu dizilişte oynatacağımız tek forvetimizin olmayışı. Eğer tek forvetle oynayacaksanız bu forvetin adam eksiltme, aralara zamanlamalı koşu yapma, pres, yüksek toplara hakim olma, net son vuruşlara sahip olma gibi özelliklerin hepsinden biraz sahip olması şarttır. Ancak bizim forvetlerimizin bu konularda çok büyük eksiklikleri olduğunu söylemek sanırım haksızlık olmaz. Bu özellikler en uygun futbolcumuz an itibari ile Mevlüt Erdinç ancak ne yazık ki ülkemizde henüz taraftar edinebilmiş değil.Aslında  hücumcular olarak forvet hariç bireysel anlamda çok yenetekli mevki oyuncularına sahibiz ama sorun bu oyuncuların bir bütünün parçalarını oluşturmalarını sağlamakta. Bunu gerçekleştirebilmek içinse zamana ihtiyacımız var.

Bir de lejyoner oyuncularımızı iyi seçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu hem Almanya da oynayan hem de Almanya nın alt liglerinden gelip de bizim süper ligimizde oynayan futbolcular için geçerli. Örneğin  Sercan Sararer henüz kendisini ispat etmeden milli takımımızda yer buldu. Mesela Ceyhun Gülselam Almanya üçüncü liginden milli takıma seçildi. Kendini kanıtlamamış ve Almanya milli takımından davet gelmediği için bize gelmek zorunda kalan oyuncuları milli takıma almaktan vazgeçmeliyiz. Bir de lejyonerler ile ülkemizde yetiştirdiğimiz futbolcularımızı kaynaştırmalıyız ki takım oluşturabilsinler. Yoksa iletişim olmayan, sevgi olmayan grup çalışmalarında başarının gelmesi pek mümkün değil. Buna en büyük örnek sanırım Fatih Terim in Uefa yı kazanan takımıdır.

Fatih Terim Akdeniz oyunlarını kazandığı ümit milli takımının hemen hemen hepsini Galatasaray topladı ve oluşturduğu bu takımın iskeleti ile şampiyonluklar ve uefa kupasını kazandı ve hatta Galatasaray'a gelmeden evvel aynı takımla Euro 96 ya katıldı. Oluşturduğu bu takıma Şenol Güneş Yıldıray Baştürk, İlhan Mansız ve Mustafa İzzet gibi bazı oyuncuları adepte ederek Dünya üçüncüğü apoletini aldı. Bu takımın büyük bir kısmı söylediğimiz gibi ümit milli  seviyesinden beri birlite oynayan ve birbirlerine çok iyi uyum sağlamış bir gruptu.Nitekim bunun semeresini de hem kulüp bazında hem de milli takım bazında başarılar elde ederek aldık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder