27 Ocak 2013 Pazar

DERBİ!

Derbi, bildiğiniz gibi aynı şehrin iki ayrı takımının mücadelesidir. Dünyadaki örneklerini incelediğimizde genel itibariyle salt futbol değildir mücadele sahası. Kiminin temelinde mezhep çatışması vardır, kimininki etnik temele dayanır, kiminde ise ekonomik anlamda sınıfsal mücadele söz konusudur. Tüm bu konuları temel alan mücadeleler şehrin insanını ikiye ayırır ve sonuç olarak da şiddeti doğurur. Ancak oluşan bu gerilim hem sahada oynanan futbol anlamında hem de ekonomik anlamda taraftarlara olumlu dönüt sağlar. Biz de ise
oluşan bu gerilimin hiçbir faydası söz konusu değildir. Rakibin yaptığı gereksiz pahalı transferi gölgelemek için yapılan daha pahalı ve bir o kadar saçma transferler vardır bizde. Peki bu yatırımlar sahaya yansır mı? Bence hayır. Anlamlı hiç bir temele dayanmayan saçma gerilim ortamı oluşturulur ve bu durumdan etkilenmesi aslında hiç kimse tarafından istenmeyen ama etkilenenler arasında ilk sırayı alan hakemler sayesinde de sahada seyredilesi futbol bulmak mümkün olmaz. İstanbul derbilerinde genelde sorumluluk almak istemeyen hakemler basketbol maçı yönetiyor edasıyla her en ufak fiziki müdahaleye düdüklerini çalmaktan imtina etmezler. Her iki takımın da gönlünü hoş tutmak amacıyla adil! hatalı düdükler çalmayı amaç edinirler ve böylelikle maç sonunda en az konuşulan unsurun kendisi olmasını sağlamaya çalışırlar. Böylece 90 dakikalık mücadelede ortalama 55-60 dakika topun aktif olduğu mücadele yerine 45 dakikalara kadar düşen müsabakalar seyredilir bizim derbilerimizde. Ee bu durum da kaliteyi oldukça aşağı çeker. Tek sorun hakemlerde değil elbette, derbilerin bu denli zayıf mücadeleler ortaya koymasında. Futbolcu ve teknik direktör faktörlerinin de parmağı var muhakkak. Futbolcu sorumluluk almazsa, denemezse ve teknik direktörler de sahaya gol atmak yerinen yememek üzerine bir takım sürerse temposu oldukça  düşük, sanat filmlerinin akışının yavaşlığında bir futbol ortaya çıkar. Halbuki futbol ne kadar hızlı ve tempolu olursa o kadar seyirlik hale gelir.
Büyük takımlarımız ve federasyon bu ligi dünya ölçeğinde seyredilebilir kılmak ve dünyanın önde gelen liglerinin ekonomik seviyesine çıkarmak istiyorlarsa öncelikle derbileri seyredilebilir düzeye getirmeleri gerekli. Umarım bugün ki Galatasaray-Beşiktaş derbisi bahsi geçen mücadelelerin dışında örnek sunar bize.
Beşiktaş'ın Almeida dan yoksun nasıl bir on birle sahaya çıkacağı merak konusu, muhtemelen Holosko ileride Necip sağ önde, Toroman ise ön liberodaki yerlerini alacaklar.Galatasaray ise geçen haftaki 11 i ile saha çıkacak gibi görünüyor. Beşiktaş İbrahim ile defansın göbeğini ilk maçtaki gibi kitlemeyi ve o bölgede kaptığı toplarla hızlı bir şekilde kontra atağa çıkmayı amaç edinecek. Bu planın ilk maçtaki gibi başarılı olmaması için hiç bir neden yok. Ancak Almeida nın yokluğunda Semih ve Dany i hataya zorlaması pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle Beşiktaş için skor bulmak çok daha fazla efor sarf etmek demek çünkü zaten ayağında top çevirerek dinlenmeyi ve set oyununu oynamayı başaramayan bir takım olması hasebiyle Beşiktaş, daha fazla koşmak durumunda. Galatasaray ın da kısmen topla oynayamadığını düşünürsek bizi ilk maçta olduğu gibi tempolu bir maç bekliyor, tabi hakem engel olmazsa. Beşiktaş ın eksiklerini ve formsuz bir Fernandes ile Oğuzhan ikilisini, Galatasaray ın da durağan hücum reaksiyonlarını düşünecek olursak bu maçta öyle organize ataklar sonucu geliştirilen bir gol görmek mümkün olmayacak gibi.Daha çok tempolu oyun sonucu oluşan boş alanlar ya da bu hızlı futbolun getirmiş olacağı olumsuz sonuçlardan biri olan yorgunluk neticesinde gelişecek muhtemel hatalar sayesinde gol ya da goller gelecekmiş gibi görünüyor.
Beşiktaş orta alanı iyi doldurursa kanatlarının Sabri ve Rieara ya sağlayacağı üstünlük çok büyük bir avantaj getirir. Tabi Fatih Terim Sabri yerine o bölgede Hamit i de sahaya sürebilir, ki bu çok daha iyi bir seçim olur. Duran topların da önemini vurgulamak gerekli sanırım. Her iki takımda da bu konu da Fernandes ve Selçuk gibi usta ayaklar var, bu seçenekten de gol ya da goller gelebilir. Bu maçın çözümleyici ve belirleyicilerinin ortasaha oyuncuları olacağını düşünüyorum, çünkü her iki takımda da yeterli düzeyde golcü oyuncularının olmadığı su götürmez bir gerçek. Maçın 70. dakikadan sonra Beşiktaş'taki kadro darlığı nedeniyle çözüleceğini düşünüyorum, tabi o ana kadar çözülmediyse:)..
Ev sahibi olması ve Beşiktaş ın eksiklerini göz önüne alacak olursak Galatasaray ın bu maçı puansız geçmesi pek mümkün görünmüyor. Hakemin kötü kararlarıyla maçın önüne geçmediği, tempolu bir futbolun oynandığı ve seyrine doyum olmayan bir maç olması umuduyla iyi seyirler....
      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder