22 Mart 2013 Cuma

Andorra

Dünya da üst düzey futbol oynayan takımlara baktığımız vakit oyunlarının içerdiği temel üç özellik ile karşılaşırız. Bunlardan ilki, çizgide oynayan arkalı önlü tüm oyuncuları vasatın üzerinde sürate sahiptirler, ikicisi bekleri çok sayıda bindirme yapar ve maç başına 6-7 etili orta keserler, sonuncusu ve en önemlisi ise topu hızlı çevirir ve  atağın yönünü çabuk değiştirirler. Bir de ön oyuncularından bir kaçının çok iyi araya oynama ve çalım yeteneği varsa A sınıfı bir takım haline gelirler.
Bizim milli takımımıza dönecek olursak, ne yazık ki kenar ön oyuncularımızın yetenekli olanlarının sürati yetersiz, örnek Arda; süratli olanlarının adam eksiltme becerisi sınırlı, örnek Burak. Kenar beklerimiz ise sonradan bek olmaları hasebi ile ne bindirme zamanlamaları yerinde ne de orta kesme becerileri mevcut. Kaldı ki amatör seviyedeki Andorra'ya dahi ne yazık ki kenar beklerinden bir tane orta gelmedi. Topu hızlı çevirmeye konusu ise çok daha vahim, çok yavaş bir şekilde ve hiç risksiz bir düzendeki futbolumuz gol bulmayı imkansız hale getiriyor. Eksikliklere, sırtı dönük top alabilen santrafor eksikliğini de eklersek sanırım çok iç karartıcı bir tablo ortaya koymuş oluruz, ki yine de tüm bunlara rağmen Selçuk, Nuri, Arda, Hamit ve Burak gibi rüştünü ispat etmiş futbolcularla daha etkin bir futbol oynayabiliriz, ancak oyuncularımızın üzerlerindeki ölü toprağını atıp özgüven edinmeleri gerekli.
Bir de bu işte ancak birlikte ve birlik olarak muvaffak olabileceklerini ayrımsamalılar. Kimse kahramanlığa soyunup kendi başına öne atılmamalı(Emre'nin Estonya maçında, Arda'nın bugün yaptığı gibi) ki geriye kalan daha profesyonel futbolcular oyundan soyutlanmasınlar(Hamit, Nuri  gibi).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder