3 Nisan 2013 Çarşamba

R.Madrid- Galatasaray


Deplasmandaki Schalke04 maç öncesi Fatih Terim, takımının 11'indeki isimlere dokunmadan çözümü dizilişi değiştirmekte bulmuştu, nitekim başarılı da oldu ve aradaki tüm maçlara aynı dizilişle çıktı. Aslına bakarsanız Terim 2000 yılında Uefa kupasını müzesine götürürken de son dizilişi olan 4-3-1-2 'yi, çoğunlukla 4-4-1-1 oynamasına karşın kullanmıştı. Hatta final maçındaki 11 ve diziliş de aşağıda verdiğim şekildeydi. Muhtemelen Terim'in takımı bu akşam da aynı dizilişle, aynı söylevle, aynı motivasyon ve aynı istekle sahaya çıkacak; tek ve en önemli fark futbolcu isimleri olacaktır. Zira bazı
mevkilerde 2000'in takımını aramamak mümkün değil, mesela sol bek, mesela Hagi, mesela Popescu. Özellikle Popescu ve Bülent'in tecrübesini aramamayı ümit ediyorum. İleri ikilileri kıyaslayacak olursak Şükür-Erdem, Drogba- Burak ikilisine göre çok daha pres yapabilme yeteneğine sahip, ki tüm Terim takımlarının önde basmayı şiar edindiğini düşünürsek sanırım bu eksiğin ne denli önemli olduğunu daha iyi idrak etmiş oluruz. Ancak bazı mevkilerde ve yönleriyle de şimdiki takımın üstün olduğunu kabul etmeliyiz.  Özellikle ortasaha üçlüsünün çok daha yetenekli olduğunu ve çok daha uzun : ), Eboue'nin Capone'dan daha iyi , Burak'ın Şükür-Arif ikilisinden de süratli ve Drogba'nın da son vuruşlarının daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Hagi ile Sneijder'i kıyaslamaya lüzum yok sanırım. Bakalım, zaman bize hangi 11'in daha iyi olduğunu gösterecektir.

Galatasaray'ın nasıl oynaması gerektiğine gelince kesinlikle oyun karakterinin dışına çıkmamalı yani önde basmalı ve gol atmaya konsantre olmalı. Zira hem ulusal hem de kulüp takımlarımızın savunamadığı bütün futbol otoritelerince malum. Ancak kontraataklarda rüştünü ispat etmiş olan R.Madrid'e karşı hiç bir atak sonuçlandırılmadan top rakibe kaptırılmamalı. Zira Madrid ekibi Barcelona'yı dahi son iki maçta kontraatak futboluyla dize getirdi, ki bu örnek bile tek başına rakibin ne düzeyde hızlı atak becerisine sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Bu noktada Burak, sırtı dönük almaya çalıştığı toplara ve Hamit, kendi ekseni etrafında dönme fantezisine dikkat etmeli. Kaptırılacak top hem kendi kariyerleri hem de takım için istenmeyen sonuçlara sebebiyet verebilir. Bir de  Sneijder'i sol açıktan forvet arkasına almak elbette iyi bir tercih oldu ancak bu dizilişin de kendince bir handikabı mevcut, o da üçlü ortasaha ile oynarken gelecek ters uzun toplarda rakip beklerin boş kalma ihtimali. Bunun yanı sıra böyle ataklarda savunmada yerleşme hataları da pek tabi ki olabilir. Tüm bu nedenlerle özellikle rakip ataklarında bir an dahi konsantre kaybına mahal vermemek gerekir ve yenilecek erken bir gole cevap vermek adına oyun disiplininin dışına çıkılmamalı.  
Futbolumuz adına imkansızları başarmış ve Türk futboluna çığır aşmış Fatih Terim'e bir çoğunuz gibi ben de çok inanıyorum. Yenilse de takımının karakterini sahaya yansıtacağından hiç şüphem yok. Bana göre; turu geçmek adına, Madrid'de alınacak tek farklı gollü bir mağlubiyet dahi kafi olacaktır. Ama galibiyet ya da beraberlik neden olmasın. Fatih'e ve Aslanlarına inancımız tam.  


                Ergün
               
                Popescu                  Okan               H.Şükür      

Taffarel                          Suat                 Hagi

                Bülent                      Ümit D.                Arif
               
                Capone


                Riera
               
                Dany                  Selçuk                   Drogba

Muslera                      Melo               Sniejder

                Semih                    Hamt                   Burak
               
                Eboue




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder