Euro 2016 elemeleri bizim için çok meşakkatli oldu; İzlanda yenilgisi ile başladık, Letonya beraberlikleri ile neredeyse çıkma şansımızı sıfıra indirdik. Derken Fatih Terim bazı oyunculardan ve oyun şeklinden vazgeçti ve şahlandı, şans da yanımızda olunca nihayetinde turnuvadayız. Vazgeçtiği oyun ve oyuncularını ise yazının ilerleyen satırlarında konu edeceğim.
Açıklanan 23 kişilik kadro neredeyse kusursuz. Tek itirazım Mevlüt Erdinç-Yunus Mallı arasındaki tercihe olabilir. Evet Yunus, Mevlüt'e göre çok yönlü ve çok mevkide oynayabilen bir oyuncu ama Yunus'u pratikte oynatacağı ve hayal ettirdiği tek pozisyon var forvet arkası. Ancak hazırlık maçlarından gördüğümüz o ki Terim'in o bölgedeki 3. tercihi. Sıra Gelir mi sanmıyorum. Bir de Yunus kapalı kutu, milli takımımız için. Üst düzey bir performansını göremedik milli takımda.
Mevlüt ise uzun yıllardır milli takımda bulunan ve sonradan girdiği maçlarda yaratıcı goller izlettiren bir oyuncu. Ne yapacağı ve yapamayacağı konusunda bir fikre sahibiz. Diğer forvetlerimiz Burak ve Cenk ile kıyaslayacak olursak adam eksiltme becerisi en iyi forvetimiz. Yüksek top becerisi var, sürat var, son vuruşlar Cenk kadar olmasa da Burak'tan aşağı kalmaz. Burak'ın da sık sakatlandığı göz önüne alınacak olursa bence Mevlüt'ü arayacağız. Bence Almanlara kaptırmayacağız diye Bundesliga'ya çıkan her Türk oyuncuya milli formayı teklif etmemeliyiz. Yoksa performansları ne olursa olsun kadroya alma zorunluluğu hissediyoruz kanımca. Örnek Tunay Torun, Mehmet Ekici; bence Yunus da bu oyuncular gibi olacak bir sene sonra mili takım kadrosu açıklanırken esamesi okunmayacak. Aslında bu, ayrıca ele alınması gereken bir yazı konusu.
Mevlüt ise uzun yıllardır milli takımda bulunan ve sonradan girdiği maçlarda yaratıcı goller izlettiren bir oyuncu. Ne yapacağı ve yapamayacağı konusunda bir fikre sahibiz. Diğer forvetlerimiz Burak ve Cenk ile kıyaslayacak olursak adam eksiltme becerisi en iyi forvetimiz. Yüksek top becerisi var, sürat var, son vuruşlar Cenk kadar olmasa da Burak'tan aşağı kalmaz. Burak'ın da sık sakatlandığı göz önüne alınacak olursa bence Mevlüt'ü arayacağız. Bence Almanlara kaptırmayacağız diye Bundesliga'ya çıkan her Türk oyuncuya milli formayı teklif etmemeliyiz. Yoksa performansları ne olursa olsun kadroya alma zorunluluğu hissediyoruz kanımca. Örnek Tunay Torun, Mehmet Ekici; bence Yunus da bu oyuncular gibi olacak bir sene sonra mili takım kadrosu açıklanırken esamesi okunmayacak. Aslında bu, ayrıca ele alınması gereken bir yazı konusu.
Fatih Terim, sürekli önde basan ve sürekli hücumu düşünen oyun anlayışından vazgeçti. Bununla birlikte bu oyunun olmazsa olmazlarından çok koşan, her açığı kapatan önlibero tipinden de vazgeçti. Bu oyunun yerini sürekli top çeviren, az gol girişiminde bulunan, daha temkinli bir oyun düzenine geçti. E tabi ki bu oyunun gereklerini karşılayabilecek oyuncuları da tercih etmek durumunda kaldı. Saldıran, rakibi ısıran ama topla becerisi olmayan futbolcu tipinden ayakları iyi olan futbolcu tercihlerine yöneldi. Örneğin Mehmet Topal'dan ön libero mevkisinde zaten vazgeçmişti. Elemelerdeki son maçlarda oynatmadı. Aynı şekilde Stoperde Semih ve Ersan Gülüm'den de. Hatta bu oyun için bir dönem İspanya'nın oynadığı gibi 4-6-0 'ı bile denedi. Kim bilir skoru bulduğumuz maçlarda buna dönebilir. Stoper mevkisinde ayakları klasik stoperlere göre daha iyi olan Serdar Aziz, Hakan Balta ve M.Topal'ı tercih etmeye başladı.
Fatih Terim ülkemizde haksız bir biçimde yalnızca amiyane tabirle "gazlama" yaptığından dem vurulur. Evet çok iyi bir güdüleyicidir, ancak aynı zamanda antrene trendini çok iyi takip eden bir antrenördür. Bunun en büyük delili 2000'li yılların ortasında katettiği gelişim ile şaşırtan ABD ve 2002'den sonra tekrar yapılanmaya giden Alman milli takımının arkasındaki asıl gücü keşfetmesidir. Peki nedir bu güç, Amerika'da gelişen bilimsel antrenman metodudur tabikide. Kondisyon, koordinasyon, güç, dayanıklılık ve beslenme ile ilgilenen ve antrenmanı kişiselleştiren bir metoddur. Klasik tipte antrenmanda herkes aynı beslenir ve herkes aynı antrenmanı yapar, ancak modern antrenmanlarda her sporcu için eksikliklerini tamamlamaya yönelik ayrı bir program hazırlanır. İşte Terim bunu Avrupa'da ilk kullanan antrenörlerdendir. 2008' den beri Amerikalı performans uzmanı(bir ekip) Scott Piri ile çalışmaktadır. Ben Euro 2008 de takım kadromuzdan çok Piri'ye güvenmiştim, ki beni de yanıltmadı, zira maçları gözünüzün önüne getirirseniz maçları son dakikalarda çevirdiğimizi anımsarsınız. İşte bu durumun alameti farikası Piri ve ekibidir. Terim aynı ekiple Galatasaray'da da çalıştı nitekim başarılı oldu. Çok şükür ki bu turnuvada da Piri milli takımımızla. Ben yine takımımızın karakterine büyük katkılar sağlayacağı kanısındayım.

Fatih Terim ayrıca maç önü olmasa da maç içi oyuna müdahaleleriyle iyi de bir taktisyendir. Oyunu hızlı bir şekilde okur ve maç içi diziliş değişiklikleriyle problemi çözer. Bizim bu turnuvada ana oyun şablonumuz 4-2-3-1 şeklinde olacak gibi görünüyor. Ancak bu oyun içinde 4-1-4-1 ve 4-5-1 şeklini de alabilecek. Oynamak istediğimiz oyun mümkün olduğunca topun bizde kaldığı, 2. bölgede bolca pas yaparak oyunu geliştirdiğimiz, topun olduğu kanadın tersindeki kanat oyuncumuzu rakip defans arkasına kaçırmaya çalışacağımız bir düzen gibi görünüyor. Yandaki görselle açıklamaya çalıştım.
Savunmada ise takım olarak topun arkasına geçmek il yapacağımız iş olacaktır. Bu planda önemli olan defans arkasında kaleci ile karşı karşıya kalacak oyuncumuzun son vuruş becerisinin iyi olması, zira Ozan ve Volkan Şen'in pek iyi olduğu söylenemez.
Milli takımımızın diğer büyük artısı da Selçuk ve Hakan gibi iki duran top ustasına sahip olması. Duran toplarda rakibe çok sıkıntı yaşatacağımızı düşünüyorum. Emre Mor gibi her an her şeyi yapabilecek özel bir yeteneğimiz de bize güç katacaktır. Ancak üzerinde kimsenin durmadığı ama durulması gereken bir husus da beni endişelendirmiyor değil. Arda Turan çok yetenekli ve oyunu çok iyi okuyan bir futbolcu ancak, milli takımda Atlatico'daki Arda'dan, farklı oynamaya çalışan, daha dominant olma peşinde ve topla daha çok oynayan birini seyrettirme içgüdüsü içerisinde. Bu gereksiz sorumluluk alışı hem kendisini hem milli takımımızı aşağıya çekmekte. Daha basit oynamalı ve bildiğimiz Arda'yı bize sunmalı diye düşünüyorum. Bir de Oğuzhan-Olcay-cenk üçlüsünün de denenebileceğini belirtmeden geçmek istemiyorum.Çünkü Beşiktaş'tan birbirlerine alışkın olan bu futbolcuların pas trafiği bize gol ve galibiyetler getirmede daha yetki ve yeterli olabilir. Ben, milli takımımızın şans da yanımızda olursa en az çeyrek final görebileceğini düşünüyorum.
Türkiye-Hırvatistan
Bizim zayıf ve güçlü yanlarımızdan yukarıda uzunca bahsettim. Hırvatlardan bahsedecek olursak, en güçlü yanları Rakitic, Modric, Kovacic ve Perisic gibi yıldızlardan oluşan ortasahası, forvette Mandzukic'i de yatsımamak gerekir. Ancak en zayıf noktaları bizdeki gibi stoper mevkileri, arkalarına ve araya atılacak toplar bize gol ve goller getirebilir. Onlar da bunun farkında oldukları için muhtemelen bizim gibi oyunu ikinci bölgede oynayarak ve hatta sıkıştırarak sonuca gitme yolunu deneyeceklerdir. Taktik anlayışlarımız hemen hemen aynı olacak, bu nedenle oyunu hızlı oynayan ve mevkiler arası mesafeyi koruyan sonuca gidecektir ama benim içimden maçın berabere biteceği geçiyor. Zira bu iki takım birbirine çok denk. Ayrıca Hırvatistan finalist adaylarımdan birisi. İyi seyirler.....



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder