Her şerde bir hayır var derler ya, dün bunu yaşadık. Arda Turan'ı bizim taraftarlarımız protesto ederken, İspanyollar destek verdi, bu da yetmedi, İspanyol futbolcular gol atmak için teşebbüste dahi bulunmadılar. Sanıyorum bir futbolcunun milli forma sırtında iken kendi vatandaşlarınca ıslıklanması İspanyol futbolcuları dahi derinden etkiledi ve bu nahoş durumun olumlu getirisi ise, bizi tarihi farktan, belki de şampiyona tarihinde elde edilmiş en farklı skordan kurtarmış olması.
Gelelim oyuna; önceki yazımda takımın yorgunluğunu turnuva öncesi yapılmış olabilecek yüklemeye bağlamıştım, ama ne yazık ki yüklemeden değil sezon için de edinilmeyen kondisyon eksikliğindenmiş. Sahaya çıkan onbirimizin yedisinin; Arda, Caner, Gökhan Gönül, Ozan, Hakan Çalhanoğlu, Burak, Selçuk ya formsuz ya da maç eksiği var. Bu nedenle, oluşturulan 11 ne yazık ki sahada döküldü. Sahada koşacak gücünüz olmaz bir de motivasyon eksikliğiniz olursa maç bitsin diye dua edersiniz. Aslına bakarsanız ne kadar konsantre olursanız olun performans gücünüz yoksa motivasyon sizi başarıya götürmez. Belli bir noktada kırılır ve vazgeçiş başlar ve tel tel dökülürsünüz. Saha içinde ilk vazgeçen ne yazık ki kaptanımız Arda idi. Evet Arda formsuz, ama takımın neredeyse tamamı aynı durumda. Zaten protestoların da yegane sebebi bu, yenilgiyi kabullenmiş takım görüntüsüydü. Çünkü İspanya'ya 3-0 yenilmek çok olağandır. Bu İspanya Euro 2012 finalinde İtalya'yı 4-0 yenmiş takım. Peki fatura neden Arda'ya kesildi, çünkü takımın kaptanı, çünkü Barselona'da oynuyor ve beklenti çok yüksek, çünkü kadrodaki en medyatik futbolcumuz. Protesto tabi ki bir hak, ancak bunu maç sırasında yapmak, hele ki milli maç sırasında yapmak çok görgüsüzce. Milli maç sırasında takımını protesto eden tek ülkeyiz sanırım. Evet mücadele etmiyorlar, evet koşmuyorlar, evet istekli değiller; ancak bunun tek suçlusu oyuncular değil ki. Kabahat, bu oyuncuların formsuzluğunu raporlamayan antrenörlerde, bu denli pozisyon bilgisinden yoksun oyuncu yetiştiren hocalarımızda, daha iki maç oynamadan milyon dolarlar kazanmasına imkan tanıyan futbol sektörümüzde. Saymakla bitiremeyiz.

Her yenilgi sonrası sığındığımız yegane retorik; "başka seviye takım". İspanya başka seviye, Hırvatistan başka seviye; peki biz neden o seviyede değiliz, biz o seviyede değilsek seviyemiz ne, madem oralarda değiliz turnuvada ne işimiz var?
Kabul edelim bizi, çöküşte olan Hollanda, işini bitirmiş olan Çek ve İzlanda maçları aldattı. Zira bu galibiyetleri alan kadro ile turnuvadaki kadromuz -serdar aziz hariç-. aynı. Peki bunun nasıl farkına varabilirdik, işte burada takımın performansını raporlayan antrenörlere iş düşüyor. Turnuva öncesi toplam koşu mesafesini 115 kilometrelere çekmemiz gerekiyor dendi ama dün biz 105km koşarken İspanya 109km koşmuş, ki topu İspanya oynarken bizim koşmamıza rağmen. Turnuvanın en yaşlı takımı İtalya 120km koşuyor, biz ise turnuvanın en genç takımlarının başında geliyoruz. Özetle mesele yaş ortalaması değil, mesele turnuvaya hem mental hem de fiziksel olarak ne kadar hazırlandığınızdır. Ne yazık ki biz iki yönden de çok geriyiz. Turnuvanın en kötü takımıyız.
İspanya maçında, hadi maç öncesi ve sırasındaki protestolar, dalga geçmeler! nedeniyle erken vazgeçildi. Peki Hırvat maçında sebep neydi. O maçta da tepki gösteremedik, oyuna ve skora isyan edemedik. Kim bilir bu oyuncu grubunun karakteri bu, zoru görünce pes etmek. Çünkü aynı oyuncu grubu Brezilya hazırlık maçında ve İzlanda'ya 3-0 yenildiğimiz maçta da erken havlu atmıştı. Aslında felaket geliyorum demişti ama hiç kimse göremedi. Ya da takım olamamamızdan kaynaklanıyordur. Çünkü takımlara baktığımızda İspanya, Almanya gibi çoğunlukla birbirini tanıyan, ya altyaş gruplarında birlikte oynamış ya da halihazırda aynı takımlarda oynayan oyunculardan oluştuğunu görürüz. İniesta maç boyu Alba'yı kaçırmak için fırsat kollarken sağ bek Juanfran'a attığı top sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bizim takımda ise herkes ayrı telden Örnek mi? Oğuzhan'ın atağa çıkardığı pozisyonu Beşiktaş maçlarında çok seyretmişsinizdir. Oğuzhan o pozisyonda, evet, Ozan'a atsa daha iyi olabilirdi ama Oğuzhan'ı kendisi yapan meziyet beklenmeyen yerlere pas atması değilmiydi. Eğer o pozisyonda Arda yerine Olcay olsaydı koşuyu devam ettirirdi ve ne Burak ofsaytta kalırdı ne de atak sonuçsuz. Hulasa milli takımı oluştururken birbirini tanıyan oyuncuları kullanmak gerekirdi, çünkü bu turnuvada 2008 deki gibi bir buçuk aylık bir hazırlık dönemi yoktu. Ee, zaman kısa olunca takım olmak da güçleşiyor.
Turnuvada neredeyse tüm takımların -biz hariç- ortak özelliği iyi savunma yapmaları. Ne yazık ki bizim oyuncularımız savunma yapmayı bilmiyor. İyi bir savunma için kondisyon, konsantrasyon ve pozisyon bilgisi gereklidir. Bizim, ne yazık ki üç bileşende de eksiklerimiz var. Alba'yı engellemek için Hakan'ı alıp Ozan'ı sağ açığa çektik ama bu değişikliği yaptıktan 2 dk sonra Alba 3. golün asistini yaptı. Bazı noktalarda da gerçekten Fatih Terim'in yapacağı bir şey yok. Çünkü maalesef Fenebahçe seviyesinde oynayan bir oyuncunun pozisyon bilgisi yerlerde. Mehmet Topal desen ayrı bir konu. Koskoca ülkede bir stoper yetiştirememek başlıca bir sorun, bir de futbol ülkesiyiz diye övünürüz. Evet futbolu çok seviyoruz ama futbolcu yetiştiremiyoruz. Futbolu idare edenlerin derdi güzel futbol izlettirmek değil, futboldan nemalanmak olunca bu sonuç kaçınılmaz oluyor.

Fatih Terim'in aldığı paranın konuşulması da ayrı bir problem. Bundan önce Hiddink'e kaç para ödediğimizi hatırlatmak isterim. Bir de çalışmadığı yılı da ödedik. Başkasına ödeyeceğimize kendi insanımız kazansın. Kaldı ki Türk futbolu 5 kez şampiyonaya katıldıysa ve buralar da başarı elde ettiyse kesinikle hepsinde Fatih Terim'in payı var. Biliyorum içinizden diyorsunuz ki, ama dünya 3. lüğü. Evet teknik direktör Şenol Güneş olabilir ama kadro Terim'in kurduğu uefa kupasını kazanan Galatasaray kadrosu unutmayın, ve aynı kadronun temellerini Terim 1993 Akdeniz oyunlarında atmıştı.
Fatih Terim ve Arda Turan gibi değerlerimizi çabuk harcamayalım ve biraz vefalı olalım. Bu insanlar kıt imkanlarla ve hatta sistemin oluşturduğu türlü engellere rağmen bu başarıları elde ettiler, bize muhtelif gururlar, mutlu anlar yaşattılar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder