21 Haziran 2016 Salı

PRİM SAVAŞLARI


     Milli takımımız Hırvatistan ve İspanya karşısında sahada yok gibiydi. İngiltere maçında ne denli istekli ve hazır olduklarını bize gösteren ve hatta onlara inanmamızı sağlayan oyuncular, sahadakilerle aynı olmazdı. Bu nedenle, ülkece kötü performanslarına bir neden aradığımız günlerde, tam da İspanya mağlubiyeti sonrası Fransız gazetelerinden La Provence'de : "Dünya kupalarında,Afrika takımlarında görmeye alıştığımız prim krizi Türkiye ile Avrupa Şampiyonasına da taşındı" ifadeleriyle bir haber yayımlandı. Tüm ülke olarak bir kez daha canımızı yaktı, milli takımımız. Zira sahada ruhsuz mücadele etmeleri yetmez gibi bir de senelerce prim pazarlığı yaptıkları için eleştiri yağmuruna tuttuğumuz Afrika ülkelerinin pozisyonlarına düştük; Fransızlara, Almanlara, İngilizlere dalga konusu olduk.  

     Her dünya kupasında, en azından benim seyredebildiğim dünya ve Afrika kupalarında prim krizleriyle anılan en az bir Afrika ülkesi olmuştur. Mesela 2014 Brezilya'da Ganalı futbolcular Portekiz ile yapacakları grup maçı öncesi vaat edilen 75.000 doları alamadıkları gerekçesiyle maça çıkmayacaklarını deklare ettiler ve hatta parayı nakit olarak istediler. Bunun üzerine parası olmayan Gana Futbol Federasyonu'nun yardımına Gana hükümeti yetişti ve tam 3 Milyon doları nakit olarak futbolculara takdim etmek üzere filmlerdeki gibi bir koruma ordusuyla (Brezilya'da hırsızlık çok olduğundan olsa gerek) Brezilya'ya  takımın kampına getirdiler. Bunun neticesinde takım sahaya çıktı, ancak yine de huzur bir kere kaçmış motivasyon kaybolmuştu. Almanya,ABD ve Portekiz'in de yer aldığı grupta 1 puanla sonuncu olarak evlerine dönmüşlerdi. Aynı turnuvada prim kriziyle boğuşan bir takım daha vardı ve ne tesadüf ki o da bir Afrika ülkesiydi. Kamerun milli takımı oyuncuları Federasyonlarını Brezilya'ya gitmemekle tehdit etmişler ve yine devreye hükümet girmişti. Oyuncular paralarını alsalar da Brezilya, Meksika ve Hırvatistan'ın bulundukları grupta puan alamadan elenmişti. Özetle bir takıma nifak unsuru girdiği zaman bir daha düzen tutturması oldukça güç.

       Peki biz nasıl bu hale geldik. Biz ki ülkemizi, bayrağımızı ölesiye sevmekle övünen ve dünyanın bir çok yerinde bu özelliğiyle bilinen milletiz. Turnuvadaki başarısızlıktan ziyade bu durum çok daha önem arz ediyor. Tamam sistemde prim diye bir şey var ise ,ki var, vaat edilmişse bizim oyuncularımız da alsınlar. Federasyonlar aldıkları sponsorluk gelirleri ve turnuvaya katılım paylarıyla bu şekilde bir prim havuzu oluştururlar ve çeşitli kriterlere göre dağıtırlar. Bu nedenle futbolcuların kendilerinin oluşturdukları ekonomiden faydalanmaları elbetteki hakları. Öte yandan futbolcu, gelecekteki gelirini de riske atmış oluyor milli takımda forma giymekle. Şöyle ki, futbolcu sakatlandı, diyelim 6 ay oynayamayacak, e bu adam 6 ayda 20 maça çıkamazsa ve mukavelesine göre maç başı 20.000 euro alıyorsa, toplam 400.000 euro kaybı olacak. Hatta Fifa, milli takım sakatlanmalarından ötürü sıkıntı yaşayan kulüplere, ülke federasyonlarının tazminat, belki de maç başına prim ödemesi  gerektiği konusunu da tartışmakta. Ancak bizdeki sıkıntının biri, bahsi geçen prim tutarının dünya standartlarının çok üstünde olması. Örneğin Almanya, Avrupa şampiyonu olmaları halinde oyuncu başına 300.000 Euro vaat ederken biz sadece katılıma 500.000 bin veriyoruz. Bir de Almanlar da vergi kesintisi var. İkincisi ise prim sisteminin kişilerin keyfiyetine bağlı olması. Bu prim sistemi elemeler başlarken belirlenecek ve hiç bir surette keyfiyete göre değişmeyecek.

      Prim futbolcuların hakkı da, hiç mi kabahatleri yok elbette var. Prim nedeniyle milli takıma, hocana ve futbola küsmek de neyin nesi.Tamam paranı alamamış olabilirsin, tamam dalga konusu olmuş olabilirsin, tamam hocanla ya da federasyonla sıkıntı yaşamış olabilirsin ama bunların hiç biri senin sahada eli belinde yürümen için yeterli bir gerekçe değil. Çünkü sen, giydiğin formayla kendinden çok ülkeni,bayrağını ve milletini temsil ediyorsun ve bu parayla ölçülecek ya da satın alınabilecek  bir sorumluluk değildir. Bu ruhsuz tavırla hem ülke futbolunun imajına hem de kendi marka değerine zarar veriyorsun, unutma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder