28 Aralık 2014 Pazar

Nightcrawler (gece vurgunu)

          
    Jake Gyllenhaal, Lou Bloom adında Los Angeles'da yaşayan, ne iş olsa yaparım seviyesinde ancak bilgisayar ve internet araştırmacılığına düşkün öte yandan kafaya koyduğu hedefe ulaşmak için hiç bir değer yargısını dikkate almayan bir genç olarak çıkıyor karşımıza son filminde. Bloom, aylakça gezinirken trafik kazası mahalinde serbest çalışan, gece çekim yapan bir girişimciyle tanışır. İşi hakkında kabaca bilgi alır. Zaten işsizdir de ve "talih kuşu" kafasına konmuştur. Bir şekilde edindiği kamera ile şehirde gece yaşanan trafik kazası, gasp, adam vurma ve soygun gibi olayları çekmeye ve belirlediği bir kanalda çalışan haber müdürüne çekimlerini satmaya başlar. Bundan sonra film Bloom'un mesleki gelişim sürecine, dünyayı ve insanları algılayışına ve hırsına eğiliyor. 

       Aslına bakarsanız filmin konusu oldukça basit ancak filmin 120 dakikalık süresi göz önüne alındığında işlenmesi bir o kadar zor. Zira konusu ve anlatısı basit hikayelerin film süreleri uzadıkça seyirciyi filmin içine almak ve içinde tutmak pek mümkün olmaz. Sarkan ve gereksiz replikler ile bezeli sahneler seyirci için bir eziyet halini alır. Ancak senarist geçmişe sahip Dan Gilroy ilk yönetmenlik deneyimi olmasına rağmen ayrı bir parantez açmamız gereken Jake Gyllenhall'in harikulade oyunculuğu ile oldukça başarılı bir film kotarmış. 
       Bir gece muhabiriniz kişisel hırsı üzerinden kapitalizmin, bir ekonomik model olmasının yanında insanlığa hayatın bir yarış olduğu ve bu yarışta geride kalanın yok olduğu, düşenin ezildiği ve bu nedenle de bireyin bencilliğinin merkezde olduğu bir yaşam modeli sunduğu eleştirisi sunuyor Dan Gilroy. Bu ana fikrin farklı metotlarla farklı hikayelere yedirilerek işlendiğini bir çok filmde gördük. Nightcrawler'da ise kapitalizmin bireyin iç dünyasına etkisi ve ahlaki yozlaşmaya neden oluşu, filmi bunun üzerine yapacak kadar genişçe işlenmiş. Bu filmi türlerinden ayrı kılan en önemli özelliği ise türdeşleri gibi konuyu bankacı, borsacı ya da siyasetçiler üzerinden değil bu alanlara göre daha avam, halka daha yakın bir  meslek üzerinden anlatması. Zira bir siyasetçi ya da bankacı üzerinden kapitalizm eleştirisi yapmak oldukça klişe ve kolaydır.Bu nokta da Dan Gilroy zoru tercih ederek doğruyu bulmuş. Ayrıca halka daha yakın bir meslek seçilerek aslında kapitalizmin dayattığı "ahlak" öğretisinin sadece elit zümrenin değil aksine tüm insanlığın bir sorunu olduğu mesajı da veriliyor. Hülasa bir sistem eleştirisini düzenin tabanını olan sıradan insanları ele alarak mesajını oldukça basit aktaran Nightcrawler başarılı bir film olmuş. Ancak ne yazık ki ülkemizde böyle kaliteli filmler sinemalarda yer bulamıyorlar. İsteyen sinemada izlesin isteyen internetten, ancak muhakkak izlenmesi gereken bir film. Filmin bir diğer artısı da filmlerin çok büyük bir kısmında karşılaştığımız kötü adamın ya da kötülüğün kaybetmesi klişesiyle ilgilenmemesi.
      Açılması gereken paranteze gelecek olursak; Donnie Darko filmi ile tanıştığımız ve The Day After Tomorrow ile iyiden iyiye Hollywood'da kendisine yer edineceğini ispatlayan Jake Gyllenhall, filmi tek başına taşıyor desek abartmış olmayız, ki filmin oyuncu yelpazesi de dar. Jake, film için mi zayıflamış bilmiyorum ama bu karakter için çirkinleşmiş olması seyirci için inandırıcılığı artırmış. Çünkü biliyorsunuz sanatın her alanında kötü ile çirkin ayrılmaz sıfatlardır. Filmin tek eksi yönü bazı sahnelerde abartıya kaçılmış hissi uyandırması ama yine de çok sırıtmıyor. 
İyi seyirler...


2014 - ABD
Dram ,  Gerilim ,  Suç
117 Dak.
Dan Gilroy
Puan                  : 8/10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder