Euro 2016'nın erken finali İspanya-İtalya maçından bahsedeceğiz elbette, kupanın favorilerinden İspanya turnuvanın en zayıf organizasyonlarından birine sahip Türkiye karşısına çıktığı kadronun aynısıyla sahaya çıktı. Taktiksel anlamda ise tek farklılık İtalyanların önde basmaları durumunda Morata'ya uzun oynayarak karşı presle cevap vermekti. Evet uzun oynamak için uzun bir forvete ihtiyacınız vardır ama "tikitaka" için uzun forvetten ziyade sırtı dönük oynayabilen, ayakları daha iyi bir forvete belki de forvet arkası oyuncuya ihtiyacınız vardır. Türkiye ve İtalya maçları bize Del Bosque'nin taktiksel olarak zayıf olduğunu gösterdi. Oynayacağın oyuna göre futbolcu seçmek durumundasın. Aksi halde maçtan önce hayal ettiklerini sahada bulmak mümkün olmaz.
İspanya'nın dominant olduğu zayıf rakiplere karşı taktiksel ya da mevkisel eksikleri dikkat çekmiyor. Ne zaman ki kendisini zorlayacak savunma disiplinine ve fizik gücüne sahip bir takımla karşılaşıyor işte o an gün yüzüne çıkıyor. Hırvatistan maçı bunu bizlere gösterdi ama anlaşılan Del Bosque fark edememiş. Busquest-iniesta-fabregas üçlüsü savunma anlamında yeterli değil, hele de İtalya gibi çok koşan, hızlı atağa çıkan ve temposu yüksek takıma karşı. Bunlara bir de Silva ve Nolito gibi geri dönüşleri zayıf kanatları eklersek kontralarla avlanmaya çok müsait bir takım çıkıyor karşımıza. Bu beşliyle topu kaptırdığın anda baskı yapıp, Barselona'dan bildiğimiz "8 saniye kuralı" yani 8 saniye içinde tekrar kazanmak da mümkün olmuyor.
Del Bosque, ne Hırvat maçından ne de 2014 Dünya Kupasında Hollanda ve Şili maçlarından ders almış. Zira İspanya'nın futbolseverleri hüsrana uğrattığı o turnuvada ilk iki maçında 0 puan alabilmiş ve gruplardan çıkamamıştı. Peki Hollanda ve Şili'nin ortak noktası ne; her iki takımın da hemen hemen aynı taktiksel anlayışla ve 3-5-2 dizilişiyle oynamaları. Bu taktikle savunma yaparken 5-3-2 ye hatta 5-5-0 ra dönerek kendi sahasında sıkıştırma yaptı, kaptığı toplarla da hızlı ataklara çıktı. Geri koşmak zorunda kalan İspanya futbolcuları da yoruldu. Bu akşam İtalya'nın taktiği de tam olarak aynıydı. Conte dersine iyi çalışmış ama Bosque sınıfta kaldı. Bir de İtalya'nın Bonucci-Barzagli-Chiellini ve Buffon'dan oluşan kale önü, Conte'nin bizatihi kendisinin Juventus'ta oluşturduğu takımın parçası oldukları için kusursuz bir savunma örneği sundular. Tüm bunlara ek olarak İtalya rakibinden yaklaşık 8 km daha fazla koşmuş. Neredeyse İspanya'dan 1 kişi fazla oynaması anlamına gelir.
İspanyolların milli takımda antrenöre ya da mentöre değil ciddi anlamda bir taktisyene ihtiyacı var. Çünkü Barselona'nın "tikitaka"sı trendini yitirmeye başladı: ya panzehiri üretildi ya da Xavi-İniesta ikilisinin ayrılmasıyla son buldu. Belki de aldıkları 3 kupayla miadını doldurdu.
Tüm bu eksiklere rağmen Buffon biraz formsuz olsa İspanya gülebilir ve eksiklikleri bahse konu olmazdı. Bu nedenle; futbol, takımların kazandığı anların oyunudur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder